RENKLER VE MASUMİYET (19.06.2013) :

Zamansız bir ışıktık
Görünmek için kendimize
Geçtik bir camdan kırıldık
Kimimiz mavi olduk gökyüzünün yelkenlerinde
Salkım salkım kırmızıydık tutkusunda ve capcanlı
Sarıydık neşesinde hayatın
Ve yemyeşildik huzurunda doğanın…

Üniversite yıllarında karaladığım birkaç satırı paylaşarak başlamak istedim bu haftaki yazıma. Görünen ışığın 380 ile 780 nanometre dalga boyları aralığında olduğu ve bu dalga boyu aralıklarında çeşitli boylarda ortaya çıkması ile renk algısı uyandıran ışık hayata açılan kapılardan biridir de aynı zamanda. Görünürlüğünün yanı sıra, çeşitli dalga boyları ile anlamlarını, coşkusunu, dinamizmini taşır algılarımıza. Aslında aynı muhteşemliğin farklı şekillerde yansıması ile dolar gönüllere. Yazdığımız en güzel şiir ise yaşamak ve yaptığımız en güzel resimdir gene yaşamlarımız. Bir teki bile olmasa yaşam çizemez en güzel resmini, çaresizce arar tonlarını, eksik kalır tabloda birşeyler, ifadesiz, manasız birşeyler sırıtır.

Masmavi gökkubbe altında, rengarenk ahenkler yaşamın raksıdır akıp giden zaman içinde.Balkonlarımızı süsleyemez saksılar bir eksik ise rengin Sevemez aşıklar kan kırmızı değil ise yüreğin Balıkçılar çıkamaz seherinde sabahın Yelkenleri dolduramaz rüzgar mavi değil ise düşlerin Saçlarını tarayamaz ormanların, yok ise zümrüt bakışların Emekçi işe gidemez, toplum üretemez, bilim adamı düşünemez aydınlık değil ise yarınların…Bir de ışığı emen ve aslında renk sayılmayan bir kavram daha vardır ki, karanlığın tanımında adına siyah denen. "Renksizlik" ya da "kara" diğer tanımı ile…

Yani hüznü, yalnızlığı,ölümü çağrıştıran karanlıklar temsilcisi kapkara. Kimi zaman kara bulutlar gibi çöküveren üstümüze ve ışığımızı kıskanırcasına bizden sakınan kara bulutlar… Sahip olduğun renk zenginliğini bil sevgili ülkem, her rengin bir başka güzel… Gökkuşağı güzelliğinde kal hep. Renklerini yutmak isteyen karanlığa mahkum etme kendini!...

Özer KOÇ