MUCİZEYE TANIKLIK ETMEK (10.12.2012) :

( 01.12.2012 tarihinde dünyaya gözlerini açan sevgili oğullarım Alphan ve Batuhan'a atfediyorum bu yazımı)Hemen yanıbaşınızda durur aslında yaşam mucizesi; yeni hayatlar,yeni duruşları ile sergiler renklerini,görmesini bilene...Bu duruşun olağanüstü devinimleri vardır aslında kendi içinde kıvrılıp,zamanla yoğrulan,salınımlarını benzersiz tutkular ile ortaya koyan…


Ya gözler açıktır sonuna kadar,en ince ayrıntıyı hayretle,büyük bir merakla izleyen ve sonrasında bu tutkunun aşka dönüşen yakın takipçisidir,bir son değil sonsuzluk abidesinde zerrenin nefesidir; ya da gözler başka yöne bakar yanıbaşından akıp giden olağanüstü güzellikteki nehrin olağanüstü güzellikte çağlayan senfonisini duyamadan dışında kalıverir raslantısallık diye adını verdiği girdapların tuzağına yakalanarak.

Bu tam anlamıyla bir seçimdir aslında; ya aitsindir aslında koskocaman bir bütüne içiçe kıvrılmış, henüz keşfedilmemiş tadına doyumsuz bir öyküye,ya da dışında kalıp izlerken sırtını döner de ve hemen akabinde çekilip bir karadelik girdabına sonunda bir son olduğunu ummadan,sona inanmayı redderken, sonlu olmayı kabul etmenin çelişkisinde çırpınıp durur.

Bu çalkantı içinde açıklama kolay ama çözümsüzdür aslında : Rastlantı ???!!!...


Koskoca bir raslantı yani mucizenin tanıklığına gözlerini kapamak seçiminin öbür adı, kolay kısa bir tanım. Rastlantısallık o kadar çok sorunun yanıtıdır ki en büyük soruları yanıtsız bırakmıştır da onca renk cümbüşü içinde siyah-beyazdır o açıdan görünen dünya.Ezoterik bir yapı dümdüz hayır belki de şekilsiz,belki de koskoca bir hiçliktir o açıdan bakıldığında.Anlamların eninde sonunda kovulduğu, bu çıkmazın sonuna varabilen için ise kendi kendisinin varlığını inkar ettirebilecek dozda damarlarına gene kendisi tarafından zerk edilen bir yanılgıdır bu seçim.Yolda oyalanmak bir şeylerle, takılıp kalmak birkaç yere, çıkmazın sonuna gelenden belki de daha vahimdir.


Zira çıkmazın sonu gelinen noktayı sorgulamak için bir fırsat olsa da o fırsatı yakalamaktan aciz kalır yolda takılıp kalan birşeylere.Çıkmaz yolun sonuna gelmek gene bir seçimdir;ya geri döner yollarda oyalanır zaman geçip gider, ya çıkmazın sonunda yitip gider, ya da yanıbaşımızda olan mucizenin farkındalığında olabilme seçimini yapar şairin dediği gibi bu "her an kurulup dağılan bu evrende".Mucizenin tanıklığı yaşamdır en sade ifade ile.


Yaşam ve sevgiyle çoğalan yaşamlardır bu mucize; açıklanabilen, henüz açıklanamayan olağanüstü zenginliği ile serilip giderken önümüzde kendi kendini özlemesidir hayatın çoğalıp gitmesidir içinde.Bu çoğalma bir zenginliktir eğer mucizenin tanıklığında ise…Sırtını dönen için renklerin senfonisine bu çoğalma, acizliğe eklenen halkalardır.


Sevinci ile, hüznü ile her rengin coşkusu ile mucizenin tanıklığı yanık bir türkü gibi eşlik etmektedir oysa bu yolculukta. Sırtını dönenene bu tanıklığa, sırtını dönmüştür hayat, çağlayanların sesi duyulmaz ne kadar yakın da olsa. Özlemler yarım kalmıştır, yollar daralmış, tatlısı ile acısıyla bile anlamsızlaşmıştır çizgiler karmakarışık bir düğüm olurcasına.Tanıklık açar yolları, eriyip gider engeller, kısırlaşan düşünceler, bereketlenir.

Mucizenin tanıklığında üretken bir yaşam dileğiyle

Sevgiyle

Özer KOÇ